Dünya "Ölmeme Günü"



Bugün 26 Mart Ölmeme Günü
Bir gidersin, bin yaşarsın…

Edebiyatla ve özellikle ‘İkinci Yeni’ akımının şiirleriyle haşır neşir olanlar sayesinde bir ‘şiir efsanesi’ olarak masadan masaya aktarılmıştır 26 Mart Ölmeme Günü… Dönem şairlerinin ve sanatçılarının etrafında buluştuğu o meşhur masanın fotoğrafları da bu şairane günün kanıtı olarak gösterilir durur.



En çok anlatılan hikayeye göre; başını Turgut Uyar ile Edip Cansever’in çektiği bir grup şair, 70’lerin sonunda bir 26 Mart günü “sevgilileri” ile birlikte Rumeli Hisarı’ndaki Avcılar isimli meyhanede oturmaktadır. Masadaki kadınlardan biri vücudunda dolaşan iğnenin kalbine saplanması korkusuyla yaşadığı endişeyi anlatır. “Ölüm” korkusuyla… Turgut Uyar masaya bir şişe rakı ister, tüm şairlere şişeyi imzalatır ve şikayetçi olan kişiye şişeyi uzatır. Ardından bir geleneği başlatan o cümle gelir: “Bu şişeyi al; gelecek sene bugüne kadar sakla, 26 Mart’ta burada yine buluşup birlikte içeceğiz bu rakıyı.”

“Ölmeme Günü”, 70’lerin sonunda başlayıp 1985′e kadar her yıl yaşatılır. Ta ki Turgut Uyar 22 Ağustos 1985′te dostlarına veda edene kadar…

İşte yukarıdaki hikaye, edebiyat konuşulan masalarda kuşaktan kuşağa aktarılır durur. Rumelihisarı, Avcılar Meyhanesi’nde şairlerin dostlarıyla bir araya geldiği o ‘meşhur’ masanın fotoğrafları da buna kanıt olarak gösterilir. Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Can Yücel, Tomris Uyar, Muhteşem Sünter, Salih Şengil... Kimler yok ki o masada...



Yazının başında dedik ya, bu en çok bilinen hikaye bir ‘Şiir Efsanesi’ne dönüşmüştür diye... O meşhur masa fotoğrafında da bulunan masanın paydaşlarından fotoğraf sanatçısı İsa Çelik, ‘Ölmeme Günü’nün çıkış hikayesini seneler sonra bizlerle paylaşmıştı. Hatta meşhur şişeyi ve üzerine yazılan o yazıyı da kanıt göstererek.

Çelik’in anlattığına göre ise ‘Ölmeme Günü’nün gerçek hikayesi şöyledir:


Beyoğlu’ndaki sonradan yanıp kül olacak Krepen Pasajı ikinci evleri gibidir. Tomris Uyar o sıkıntılı günlerde İsa Çelik’e de bir davet yollar; “Haydi, yarın gel, Krepen’de Neşe’de buluşuyoruz.” Sık sık buluştukları, o meşhur masayı da kurdukları meyhanedir Krepen’deki Neşe’nin Yeri.



Toplandıkları o gün, bir tanıdıkları olan Tombalacı İsmet de ortama dahil olmuştur. Sofraya oturur, morali bozuk gibidir. İsa Çelik döner sorar: “İsmet neyin var? Bir ölük halin var. İyi misin?”. Tomris Uyar da “İsmet önümüzdeki yıl bugüne kadar bu rakıyı muhafaza edeceksin ve önümüzdeki yıl bu rakıyı burada açıp içeceğiz” diye şişeyi uzatır. Başta farklı bir isim konulması düşünülen o gün, artık ‘Ölmeme Günü’ olarak anılacaktır. İsa Çelik, bir kağıdın üzerine günün tarihini yazar, masadaki herkesin imzasını alır ve ‘Ölmeme Günü’ diye de ekleyip şişeye yapıştırır. Sonra o şişe İsmet’e verilir. Ertesi yıl aynı ekip, aynı meyhanede buluşurlar ve gelenekselleşen “Ölmeme Günü” böylece başlamış olur. 1981’de başlayan gün, 1985’te son defa kutlanır. Çünkü masadan bir kişi eksilecektir. Turgut Uyar, 1985’in Ağustos’unda, maalesef veda edecektir dostlarına...

Bir gidilip, bin yaşanan o masanın efsanesi işte böyle... Masadaki usta kalemlerin çoğu şu an hayatta olmasa da, sevenleri ve eserlerine gönül veren kuşaklar tarafından yaşatılmaya devam ediyor Ölmeme Günü...