Şairlerin gönlüne girdi, şiirin akışını değiştirdi: İyi ki doğdun Tomris Uyar...



Amerikan Kız Koleji ve İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü mezunu genç kadının hayatı edebiyat dünyasına doğru aktı... Öyküler yazıyor ve bu arada edebiyat dünyasından isimlerle tanışıyordu... Bir gün o edebiyat dünyasının en önemli simalarından bir haline geleceğini tahmin etmiş miydi kim bilir? Ama öyle oldu. Papirüs dergisinin kurucuları arasında adı vardı artık, dönemin önemli dergileri Soyut ve Varlık’ta denemeleri, eleştirileri yayınlanıyordu... edebiyat dünyasının ayrılmaz bir parçasına dönüştü; iki kez Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazandı. Yıllar içinde 60’ın üzerinde kitabı Türkçeleştirerek dilimize kazandırdı.

Tüm bunlar olurken...
O şairlerin gönlüne girerken, şiirin akışını değiştiriyordu...

Aslında şair olmamasına rağmen, koca bir şiir akımının belki de en ortasında yer buldu kendine. O akımın neredeyse tüm şairleri onun adına şiirler, kağıtlara notlar, meyhane masalarında peçetelere dizeler yazdılar...

O, Tomris Uyar’dı.
Başarılı edebiyatçı ve aşık olunan kadın.

Bugün onun doğum günü.
İyi ki doğmuş.

Edip Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize sayfalarca şiire bedel değil midir? “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu...”

Peki ya Cemal Süreyya’nın dizelerine ne demeli?

“Ay ışığında oturduk 
Bileğinden öptüm seni
Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni
Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni
Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni
Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni
Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni
En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni”

Aynı Cemal Süreya’nın şu dizeleri, pek çok erkeğin hayatının bir döneminde içine düştüğü o dipsiz tutkuyu çırılçıplak haykırmaz mı?

Daha nen olayım isterdin
Onursuzunum senin!

Bugün onun doğum günü.
İyi ki doğmuş.

Turgut Uyar, aşık olduğu kadınla evlenecek, İkinci Yeni’nin en şanslı şairidir. Sevdiği kadına, karısına şöyle seslenir şiirinde:

“Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz
Kış gecesi amcamızdır, bahar yakından kardeşimiz
Alır başımı Erzincan’a giderim seni düşünmek için
Dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor
Kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için

Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur
Ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan
Durmadan
Dağ biraz daha benden, deniz her zaman senden
Hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan

Kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm
Seni övdüğüm zaman
Güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda
Seni övdüğüm zaman…”

Öyle önemli adamlar tarafından öyle çok sevilmiştir ki Tomris Uyar, ödüllü öykü kitapları, çeşitli dergilerde yayınlanmış onlarca denemesi, eleştirisi ve sayısız çevirisine rağmen “aşık olunan kadın” kimliği hep öne çıkmıştır. Dayanamadık, bizde mi öyle anlattık ne?

İyi de söyleyin, aksini nasıl yapabilirdik? İlk eşi Ülkü Tamer’den son eşi Turgut Uyar’a koca bir edebiyat dünyasını divane etmiş Tomris Uyar’ı aşktan bahsetmeden nasıl anlatabilirdik?

Bugün onun doğum günü.
İyi ki doğmuş.

Üstelik, Mart ayındayız.
21 Mart “Şiir Günü”.
26 Mart ise “Dünya Ölmeme Günü”.

Bilirsiniz değil mi Dünya Ölmeme Günü’nün hikayesini?

Turgut Uyar, Edip Cansever ve Cemal Süreya’lı bir masa… Masada kadınlar… Masadakilerden biri sağlıkla ilgili sorunlarından bahsedip, lafı ölüme getirir ikide bir. Dayanamayan Turgut Uyar masaya bir şişe rakı ister. Önce duyurusunu yapar, sonra masadakilere imzalatır şişeyi. Sonra da bahsi ölüme getiren kişiye uzatıp, şu tarihi cümleyi kurar: “Bu şişeyi al; gelecek sene bugüne kadar sakla, 26 Mart’ta burada yine buluşup birlikte içeceğiz bu rakıyı.” İşte o gün, “Ölmeme Günü” ilan edilir. 1985′e, Turgut Uyar 22 Ağustos 1985′te hayatını kaybetmesine kadar sürer bu gelenek…

Cemal Süreya’nın şu dizeleri kalır geriye:
“Ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin.”

Nereden nereye geldik...
Tomris Uyar işte. İnsanın aklını başından alıyor hâlâ.

Sadece bizim değil elbette. 22 Ocak 2017 tarihli BirGün Pazar’da yayınlanan, bizim de sizlerle paylaştığımız o muhteşem “kadınlar masası” fotoğrafı,

Burak Abatay sayesinde yeniden gündeme geldi. Abatay’ın da aklı başından gitmiş bu fotoğrafı görünce ve nefis bir gazetecilik refleksiyle, fotoğrafın izini sürüp, hikayesini de BirGün Pazar’a yazmış.

Aşağıdaki linkte tamamını okuyabileceğiniz bu güzel izlekte, Tomris Uyar’dan, Leyla Erbil’den bahsettikten sonra şöyle anlatıyor Abatay yola çıkış anını:

“…fotoğrafı ve hikâyesini öğreneceğim tek kişi Melis Sökmen olabilirdi. Bir çırpıda Melis Sökmen’i aradım….. ‘Bu fotoğrafı konuşmamız lazım’ demişken Sökmen’e, çoktan randevulaşmıştık bile...”

…ve buluşuyor Melis Sökmen ile.

Okunası ve keyifli bir hikaye çıkışyor bu buluşmadan. Iskalamamanızı, şuradan okumanızı öneririz.

Sözü yine Tomris Uyar’a getirelim. Zira bugün onun doğum günü.
İyi ki doğmuş. Belki de son sözü Edip Cansever’e bırakmak en iyisi:

“Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet'nin
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
Öyle kısaydı ki adımların
Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
Ölçülür ve denk düşerdi ancak
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
Hani Etiler'den Hisar'a insek bile
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
Mutfağın mutfak olalı böyle
Bir adın vardı senin, Tomris Uyar'dı
Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene
Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
Oysa güneş pek batmadı senin evinde
Söyle
Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.”

Bugün onun doğum günü.
İyi ki doğmuş.