Şairlerin Meyhaneleri



Şairlerin müdavim oldukları meyhaneler vardır. O kadar ki, ikinci adresleri gibidir bu meyhaneler. Arkadaşları onları bulmak için ezbere giderler ve evet, tahmin ettikleri gibi masasında bulurlar şairi. Kimi en önemli şiirleri meyhanede yazardı kimi oturup meyhanenin şiiri. İşte size en güzel şair meyhane eşleşmelerinden birkaç örnek.

Orhan Veli ve Hoşgör Meyhanesi:
1940’ların sonunda Orhan Veli, Karaköy Perşembe Pazarı’nda bulunan Hoşgör Meyhanesi’nin müdavimiydi. Meyhanenin sonraki yıllarda anılan “Çat Çat” adı Orhan Veli sayesinde takılmıştı. Salah Birsel’e göre Bedri Rahmi gibi dostları Orhan Veli’yi bulmak için “çat kapı” Çat Çat’a giderlerdi. Şairin ölümünden sonra derlenen öyküleri de 2012 senesinde yayınlanan “Hoşgör Köftecisi” isimli kitapla birlikte kütüphanelerdeki yerini aldı.

 

 

Edip Cansever ve Refik:
Edip Cansever’in şiirlerinde kendini hissettirir günlük yaşamının bir parçası olan meyhane. Sorar ya şair Tragedyalar IV’te “Ya alkol olmasaydı?” diye. Belki de ‘Yerçekimli Karanfil’ini bırakıyordu masasının bir ucuna... Seneler boyu Asmalımescid’te edebiyatçıların, ressamların ve sanatçıların buluştuğu bir meyhane olan Refik’in müdavimlerinden birisi de uzun yıllar boyunca şair Edip Cansever’di... Şairin isminin bu meyhaneyle özdeşleşmesinin bir nedeni de şiirlerine ilham vermesinden kaynaklanır. Hatta daha sonra kendi meyhanesini açacak olan, Cansever’in şiirindeki “Çağırılmayan Yakup” da garsondur o yıllarda amcası Refik’in meyhanesinde...

 

 

Cemal Süreya ve Hatay Meyhanesi:
İkinci Yeni’nin içinde biraz da karşının şairidir Cemal Süreya... Kadıköy’de yaşadığından olsa gerek Hatay Meyhanesi’nin şairin hayatında önemli bir yeri vardı. Ölümünden beş yıl evvel yazmaya başladığı günlüklerinde de geçer bu meyhane, şöyle bahseder şair oradan: “Duvarlarına yazılar, sanatçıların fotoğrafları, dergi sayfaları asılan bir içkieviydi Hatay. Defteri olan tek meyhane. Cevat Dereli, Burhan Uygur gelir, o deftere resim yaparlardı. Yüzlerce şairin dizeleri, birbirleri için yazdıkları satırlar... Bir kahveydi aynı zamanda, çay içmek için gidebilirdin. Kıraathane: Birçok yazımı orda yazdım. Posta kutusu: Mektuplar oraya gelirdi. Emanetçi: Bavulunu on gün bırak. İşyeri: Çok kişinin adresi. Son beş yıl içinde hemen her Cuma gittim Hatay’a. Bazen de haftada iki üç kez. Kendi ayinini kurmuş bir meyhane... Eski bakanla yeni üniversite öğrencisi aynı masada otururdu. Sihirbazı bile vardı...”

 

 

Ece Ayhan ve Cumhuriyet Meyhanesi:
Cumhuriyet ile yaşıt olan bu meyhane tarihi boyunca birçok edebiyatçının da uğrak noktası olmuştur. Beyoğlu Balık Pazarı’nda bulundan meyhanenin isminin Atatürk tarafından konulduğu da söylenegelir. Cahide Sonku’dan Sait Faik’e, Melih Cevdet Anday’dan Oktay Akbal’a tanınmış müşterilerin haddi hesabı yoktur. Birçok şair gibi Ece Ayhan’ın da Beyoğlu’ndaki uğrak mekanlarından biridir burası. Hatta “Üç Aliler Meyhanesi” olarak anılmasının nedeni de Ece Ayhan’ın bu ismi vermiş olmasıdır. Meyhanenin o dönemlerde üç garsonunun ismi de Ali’ydi. Üstelik amca çocukları olan Ali’lerin soyadları da aynıydı.