Adını balıklardan alan meyhaneler



Meyhane kültürümüzde balıkların yeri ayrıdır; çilingir sofralarına ne kadar zenginlik kattıklarını bilmeyen mi var? Meyhanelerin birçoğu da bu yüzden mutfaklarını deniz mahsullerine ayırırlar. Fakat bazı meyhaneler sadece mutfaklarını balıklara adamakla kalmayıp isimlerini de derya kuzularından almayı tercih etmiş. İsimleri yan yana geldiğinde kocaman bir balıkçı tezgahını anımsatan bu meyhaneleri merak ettiniz mi? Farklı farklı illerdeki adını balıklardan alan meyhaneleri sizler için listeledik.

 

Lagos Restaurant 2000 yılından bu yana deniz ürünleri ağırlıklı menüsüyle Adana’nın en nezih mekânları arasında yer alıyor. Şehrin önde gelen işadamı, siyasetçi, akademisyen ve sanatçılarının uğrak noktası olarak bilinen Lagos’un mutfağı zengin. Lagos’un en önemli spesiyalleri peynirli hamsi, lagos börek, ve sadrazam sarması. Mezeler arasında tatlı ekşi karides, çiroz, muhammara, babagannuş, semiz otu cacığı, domates kurusu, patlıcan söğürme birer adım öne çıkıyor. Ziyaretçilere burada müşteri değil konuk gözüyle bakılıyor. Lagos’un şef garsonlarından biri şöyle diyor: “Öyleleri var ki, haftanın iki-üç gününü konuğumuz olarak geçiriyor. Bu dostlarımızın örneğin doğum günü ya da evlilik yıldönümlerinde hesaplarını ikram olarak takdim ediyoruz”.

2005’te hizmete giren Mezgit’in işletmecisi Şükrü Bey, 40 yıldır bu sektöre emek vermiş biri. Mezgit, Setur Marina’nın tam karşısında, deniz manzaralı, tek katlı binasında hizmet sunuyor. Açık hava alanı oldukça ferah. Koyu kahve ahşap masa ve sandalyeler sıcak bir ortam yaratmış. Salaş bir dekorasyonu var. Kalamar tava, ahtapot tandır, kaşarlı turp otu kavurması, tekir tava, avcı böreği, denizci böreği, humus kayıtsız kalınamayacak tatlar arasında. Özel servis yapılan spesiyallerinden çipura, levrek buğulama, tuzda balık ve ızgara balık gibi çeşitler de var.

Otantik bir odun fırını bulunan restoranda balıklar her dem taze. İçeri adım attığınızda birdenbire Ege’de bir sahil kasabasına veya bir Yunan adasına indiğinizi sanabilirsiniz. Rengarenk boyanmış ahşap sandalyelerin sırtına balık motifleri oyulmuş, bir duvara boydan boya bir deniz, ada ve gökyüzü manzarası işlenmiş, duvarlar deniz yıldızlarıyla, gemi maketleriyle bezenmiş. Kalabalıkları ağırlayacak kapasitede ön ve arka bahçeye sahip bu ferah ve aydınlık restoran, mutfağından servisine, meyhane adabına azami derecede riayet ediyor. Haftanın her günü hizmet veriyor, öğlen açılıyor, servis gece yarısına kadar sürüyor.

Ankaralılara “Balığın iyisi Ankara’da yenir” deyişini armağan eden merkezlerden biri. İki adet VIP odası da bulunan restoran daha açılmadan önce elemanlarını titizlikle seçip eğitim vermeye başlamış. Salonu salaş balık lokantalarının aksine klasik tarzda, alabildiğine şık tasarlanmış. Servis öğlen başlıyor ve gece yarısına kadar devam ediyor. Yemek öncesinde iştah açıcı olarak turşu ve zeytin sunuluyor. Lezzetlerine güveni tam: Avokadolu karides, somon sarma, balık pastırma, kabak çiçeği dolması, şevketibostan, deniz mahsullü pazı sarma, taze bakla, balık köfte, balık mantı ve dahası…

Sahil yolu üzerinde, deniz kenarına inşa edilmiş iki katlı müstakil binada mukim. 2009’da açılmasına rağmen kısa sürede “uğrak yeri” haline gelmiş. Zemindeki fayans döşemeleri ve beyaz örtülü masalarıyla klasik bir görüntü arz ediyor. Turşu ve kiraz kavurmaları iddialı. Restorana ismini ödünç veren eşkina (kaya levreği) buğulama ve karides güveç özellikle tavsiye ediliyor. 350 kişilik bahçesiyle yaz aylarında rağbet görüyor, balık mevsimi olduğu için kışları da hareketli. Denize nazır muhabbeti sevenler için birebir.

1960’lar İstanbul’unun deniz kıyısındaki, sessiz ve şehirden uzak restoranı Orfoz, bugün kıyıya uzak ve eskisi kadar ünlü akınına uğramıyor olsa da, elli yıllık deneyimiyle meyhanecilik geleneğinin yaşayan en kıdemli temsilcilerinden. Prens Adaları manzarasının yanı sıra, kahverengi tonlarındaki geniş salonu oldukça şık. Mısır ekmeği, zeytin tabağı ve turşuyla karşılanan müşterilere mevsiminde taze balık ızgara çeşitleri özellikle öneriliyor. Dümende balığın olduğu mutfağın en leziz mezeleri ise, köri soslu buğulama, lakerda, semte has Pendik pilakisi, pastırmalı somon füme ve midye dolma.

Uğur Mumcu Parkı yanında, Tur Gemileri Limanı’na yakın bir mevkide, Fethiye Kültür Merkezi karşısında yer alıyor. Bir yanında deniz, diğer yanında Fethiye Kalesi manzaralı. 2005 yılında açılan Kefal Restaurant, adına layık biçimde, deniz ürünleri ve balık mezeleri konusunda iddialı. Burada sarımsaklı ekmek eşliğinde kalamar dolma, çiğ balık, deniz ürünleri salatası, karides kokteyl, karidesli börek gibi lezzetler tadabilirsiniz.

Uskumru Balık Restaurant hizmete başladığı 2008 yılından bu yana, FSM Köprüsü'nün Anadolu Yakası ayağının dibinde, denize nazır bir şekilde misafirlerini ağırlıyor. Eskimeyen boğaz manzarası, deniz yoluyla ulaşım imkanı, kusursuz servis ve mükemmel yemeklerden oluşan menüsüyle mutluluk ve huzur vadeden mekanda öne çıkan lezzetler kalamar külbastı, ızgara ahtapot, fesleğen soslu levrek ve kışın hazırlanan kalkan tandır. Denize sıfır bahçesi ve modern dekore edilmiş kapalı bölümüyle, Uskumru Balık'ı dört mevsim balık keyfi için ziyaret edebilirsiniz.

İsmini Ege ve Akdeniz’de bulunan bir balıktan alan Lipsos, farklı meyhanelerde işçi olarak çalışan beş arkadaşın bir araya gelmesiyle kurulmuş. Çalışanları, Hasır Restaurant’ın meşhur şefi Niko’nun öğrencileri. Mekanın bahçesi küçük olsa da giriş katı ve birinci katı oldukça geniş. Birinci katında eski İstanbul resimleri ve fotoğrafları mekana derinlik katıyor. Akşamları fasıl müziği icra ediliyor ve rembetiko çalınıyor. Balık ağırlıklı menünün deniz mahsulleri ve balık mezeleri de oldukça geniş. Soslu Palamut, Balık Pastırma, Levrek Marin, Lakerda, Özel Soslu Ahtapot, Mezgit Sarma, Lavinya, ve İstavrit öne çıkan lezzetleri.