Denize sıfır meyhaneler



Yaz mevsiminde denize sıfır meyhanenin birinde, gün akşama dönerken kurulan masaların keyfi de bir başka olur. Çalışanlar için hafta sonu dostlarıyla geçirecekleri keyifli bir akşama, tatildekiler için ise yaza dair hafızalarında kalacak gastronomik anılardan birine ev sahipliği yapar bu meyhaneler… Sizler için farklı farklı illerden hepsi birbirinden güzel manzaraya ve mutfağa sahip denize sıfır meyhanelerin listesini yaptık. Keyfini çıkarın...

 

 

Tarabya’dan Kireçburnu’na gelmeden sol kolda. Adını, Tarabya’nın Bizans dönemindeki adından alan Therapia Balık, “Boğaz’ın balık terapisi” sloganıyla 2011’de yola çıkmış. Mekanın tamamına hakim olan beyaz tonun verdiği ferahlık hissi, kapıdan girildiğinde farklı boyuta geçilmiş hissi uyandırıyor. Gözden uzak oluşu nedeniyle birçok ünlünün ve özellikle futbolcuların uğrak yeri olan Therapia’da, torik füme ve lakerdayı, işletmeci Alim Bey’in iddiasına göre başka yerde yemek zor. Taş ve mozaik ağırlıklı dekorasyonuyla manastır mimarisini andıran mekânın kendine özgü Therapia salatasını da masanızdan eksik etmeyin.

Yalıkavak sahilindeki Sait Restaurant bir aile işletmesi. Sait Birtan Yılmaz ve eşi Ferman Hanım’ın birlikte emek verdiği mekanda Deniz ve Özlem de anne babalarına yardımcı oluyor. Duvardaki 70’li yıllara ait bir Konyaspor posteri, Sait Bey’in memleketinden bir hatıra. Restoran, 2000 yılından bu yana, yazın kumsal, kışın şömine başı keyfi sunuyor. Türlü türlü saksı çiçeklerinin yanı sıra zarif dekoratif unsurlar arasında yağlı boya tablolar, balıkçı ağları, şarap fıçıları dikkat çekiyor. Kurutulmuş domates, haydari, fava, enginar kalbi, çiroz, ezmeler, atom, köpoğlu meze dolabının demirbaşları. Hardal otu, turp otu, çiçek dolma mevsimlik olarak bu listeye ekleniyor. Ağırlığın balıkta olduğu menüde et yemekleri de var. Deniz ürünleri kokoreci, kara kılçık pilavı ve deniz mahsullü makarnası çok özel.

“Denizden gelen” manasına sahip Del Mare, yaklaşık 10 yaşında olsa da, bulunduğu yapının tarihi oldukça eski. 1800’lü yıllara giden geçmişinde önce bir fil ambarı, daha sonra bir kısmında rakı imalatı yapılan ispirto fabrikası olarak hizmet vermiş. Del Mare, iç ve dış mimarisi ile tarihi, estetiği iyi bir şekilde harmanlarken, önüne de eşsiz boğaz manzarasını almış elit ve şık bir restoran. Geniş bir alana yayılan mekan, üç katında bulunan kapalı alanlarının yanında, terası, rıhtım terası ve Osmanlı salonlarında müşterilerine servis veriyor. Deniz mahsulleri ağırlığında dünya mutfağından lezzetler de sunan Del Mare’de kalamar ızgara, levrek marine, balık köftesi ve balık kokoreç tavsiye ediliyor.

İzmir’in merkezinden uzaklaşmadan kentin gürültüsünden ve yoğunluğundan bir nebze olsun uzaklaşmak için Levent Marina’da ideal bir yer Sipari. Geniş iç ve dış alanları, deneyimli ekibi ve kusursuz hizmeti ile birçok organizasyonlara da ev sahipliği yapan mekânın bakanlardan, televizyonculara, sinema-tiyatro oyuncularından, sanatçılara kadar ünlü müdavimleri saymakla bitmez. Garsonlar, müdavimleri yakından tanır, o derece ki o gece gelecek müdavimlerin sofrası onlar gelmeden eksiksiz hazırlanır. Mutfak konusunda da uzman kadroya sahip olan Sipari’de karidesli pazı sarma, şevketi bostanlı levrek mutlaka tatmanız gereken lezzetler olmakla beraber deniz kabuğunda servis edilen bademli dili denemezseniz pişman olursunuz. Burada hafif yemek müziği eşliğinde gün batımının ve körfezin tadını çıkarabilirsiniz.

Yeniköy İskele Restaurant, Yeniköy sahilinde denize sıfır konumuyla Boğaz manzarasına sahip bir mekan. Konuklarına, lezzetli balıklardan geniş meze çeşidine etraflı bir menü sunuyor. BVS Group tarafından restore edildikten sonra, yeni dekorasyon anlayışıyla hizmete sunulan, geçmişin değerlerini bugüne özgü lezzetlerinde yaşatan, öne çıkmış Boğaz mekanlarından biri… Üç katta, aynı anda toplam 120 kişi ağırlayabilen Yeniköy İskele Restaurant, Boğaz manzarasına açılan balkon-terasta, hafta içi ve hafta sonu sunduğu brunch menüleriyle de erken saat keyiflerinin adresi.

Çanakkale’de 1940 yılında Ziya Sürgit tarafından kurulan restoran o yıllarda “Ziya’nın Yeri” olarak anılıyordu. Ziya Sürgit’in memleketi Yalova, sonunda meyhanenin tabelasına kazınmış. Mekanı babadan devralan iki evlat, yıllarca Yalova’ya kol kanat germiş; önce amcasının, 1984’te de babasının vefatından sonra Ertuğrul Sürgit görevi devralmış. Eskilerin “gedikli” dediği meyhane türünü yaşatıyor Yalova. Günümüzde turistik bir işletme olması, müdavimlerinin ilgisini eksiltmiyor. 30 yıl boyunca hiç aksamayan “Cuma masası” bu sevginin göstergesi. Yalova Balık Lokantası, Çanakkale İskelesi’ne kurulu üç katlı bir binaya sahip. Camekânlı bahçesi ve deniz manzaralı terasıyla da cazip. Fava ve yoğurtlu mezeler her mevsim yapılıyor. Kabak kroket, lakerda, tereyağlı kokteyl, karides, ahtapot, sübye yumurtası ve deniztarağı gözdeler arasında. Haşlanarak servis edilen yaz otu istifno, hindiba, cibez, kazayağı mevsiminin tatları. Uğur Dündar, Tarık Akan ve Ata Demirer’in Yalova müdavimi olmasına şaşmamalı.

Galatasaray Adası’nın karşısında bulunan ve günümüzde kullanılmayan Kuruçeşme Vapur İskelesi’ne inşa edilmiş Marina Balık. Bu, iskeleden bozmalık hali bile mekana ayrı bir hava katıyor. Üç tarafı denizle çevrili olması ve oturduğunuz yerin deniz üzerinde yer aldığını bilme fikri muhteşem. Müstahkem konumunun hakkını dekorasyonuyla da fazlasıyla veren mekanın mutfağı da övgüyü hak ediyor. İsmail Cem, Atıf Yılmaz ve Mehmet Ali Birand gibi damak tadına düşkün simaların yolu da aramızdan ayrılmadan önce sıklıkla düşüyormuş Marina Balık’a. Pazı yaprağında sarma ve levrek marin, mutfağından çıkan unutulmaz lezzetler ama masaya oturulduğunda ikram edilen bir zeytin var ki dilere destan. Bodrum’daki Çömlekçi Köyü’nden özel olarak getirilen zeytinin tadına bir baktınız mı çoğu zaman sipariş vermeyi unutuyorsunuz. Yine de karnınızı zeytinle doyurmayın ki Marina Balık’ın enfes deniz ürünlerine yer kalsın. Hafta sonları rezervasyon yaptırmakta fayda olduğunu anımsatalım.