Hafta sonu kaçamağı yapacağınız meyhaneler



Hafta sonu geldi çattı. Hava tahminlerinde de söyledikleri gibi hafta sonu yoğun nemli ve aşırı sıcak hava dalgası İstanbul’u kasıp kavuruyor. Mesafe olarak yakın ama bir o kadar da atmosfer olarak kentten uzak mekanları sizler için seçtik. Kimisi komşu illerden, kimisi kent sınırının en uç noktalarından seçtiğimiz altı meyhane... 

 

Marmara’nın Karadeniz’e açılan kıyısında, bir balıkçı kasabası olan Anadolukavağı’nın, en az kendi kadar şirin bir balıkçı kulübesi Yosun Restaurant. Kulübe dediğimize bakmayın, denizin üstünde yükselmiş terası, çiçeklerle bezeli balkonu, ahşap oyma duvarlarıyla şık bir mekândan bahsediyoruz. Yerli ve yabancı müşterileri şehir merkezinin bunca dışına davet ederken 35 yılı aşan tecrübesini konuşturuyor. Özellikle hafta sonları müşterilerini servisle evlerinden, otellerinden alıp bizzat getiriyor. Gelelim mutfağa. Güveçte karides ve midye tava ara sıcakların başlıcaları... Kendi yaptıkları lakerda mutlaka tadılmalı. Levrek marin ve uskumruda da balık işçiliğinin hünerleri gizli. Kalkan tandırı da mutlaka hatırlatalım, mevsiminde tatmayı unutmayın. Yosun’da uzun vakitler oturmak ve manzarayı izlemek keyifli olacağından, akşam çökmeden gitmenizde fayda var.

Rumelikavağı’na varmak için aşılan son tepede yer alan Güzelyer Yedigün Balık Lokantası, Anadolukavağı’nı tam karşıdan kesen eşsiz manzarası ve İstanbul’un can damarı Kuzey Ormanları içinde kalmış bir güzellik abidesi. Yamaca kurulu mekânın masalarına geçmeden balık reyonunu ziyaret etmek elzem. Mevsimine göre bazen on beşi bulan çeşitte balık türüyle hakim olduğu coğrafyanın hakkını veriyor Güzelyer. 1985 yılından bu yana hizmet veren mekânda mevsim mezeleri her dem sunulsa da soya soslu uskumrunun yeri başka. Her zaman denk gelemeyeceğiniz dülger ızgarayı ise mekânın işletmecisi Akif Zıvalı’ya sormaktan çekinmeyin.

Kilyos Yolu’ndan Karadeniz’e doğru ilerlerken sağınızda beliren Demirciköy sapağından girer girmez karşınıza çıkacak Uzunya tabelasını takip edin, uzun ince bir ormanlık yolun sonunda Karadeniz’le ve Uzunya ile kavuşacaksınız. Her yere olan uzaklığından aldığı rivayet edilen adıyla da konumuyla da nev-i şahsına münhasır bir mekân Uzunya. 1984’ten beri hizmet veren mekâna özel araç ya da taksi dışında bir ulaşım olmadığını öncelikle belirterek konumuza dönelim. Genişçe bir koyun içine kurulan Uzunya, tercihe göre restaurant, cafe, plaj ya da kamp alanı olarak hizmet veriyor. Gündüz denize girip akşam yemeğinizi yiyebileceğiniz ve isterseniz çadır kurup kalabileceğiniz çok işlevli bir doğa harikası. Karadeniz’den esen püfür püfür poyrazın masanızı her daim renklendirdiği Uzunya’nın mutfağı hem Marmara hem Karadeniz ürünleriyle dolu. Soya soslu uskumrusuyla öne çıkan mekânın Karadeniz’den gelen kalkanlarıyla yapılan ızgarasını da es geçmeyin.

Maşukiye Aygır Deresi Vadisi’ndeki Vadi Restaurant 1975’ten bu yana hizmet veriyor. Geniş bir alana yayılan mekân, yaz-kış hafta sonu gezginlerinin ilgisine mazhar oluyor. Vadi’ye adımınızı atar atmaz yeşilin her tonuyla karşılaşıyorsunuz. Yanınızdan geçen dere, biraz ilerinizdeki şelale derken, doğanın hükmü altındasınız. Soslu patlıcan, közde patlıcan, süzme yoğurt, haydari, ezme ve rus salatası meze dolabının tanıdıkları arasında. Peynir turşusu ve lahana sarmasıysa iki gözde lezzet. Vadi’nin balık menüsü tatlı su balıklarını barındırıyor. Her bütçeye uygun menüsü ve eğlence sevenler için fasıl heyetinin renkli repertuarı var Vadi’de. Müdavimleri arasında Oktay Kaynarca, Peker Açıkalın ve Levent Kırca’nın da olduğunu söyleyelim.

Tekirdağ’dan Kumbağ istikametine giderken Barbaros yolu mevkiinde yer alan Lakerda Restaurant, 1997’den 2006’ya kadar “Manzara” adıyla hizmet vermiş. Eski isminin de işaret ettiği üzere Marmara Denizi, Marmara Adası ve Ganos Dağları’nı kapsayan geniş manzara keyifli bir seyirlik sunuyor. Yazın bahçenin de kullanıma açılmasıyla, misafirler açık havada da bu manzaradan istifade edebiliyor. Lakerda’da akla ilk gelen mezeler karides, kalamar, kendi üretimleri somon füme ve lakerda. Bunların yanında balık çorbası ve dolma çeşitleri de mevcut. Geniş bir alanda kurulu mekânda bir şömine, eski bir at arabası, zeytinyağı küpleri gibi dekoratif unsurlarla sıcak bir atmosfer yaratılmış.

Yazları Sapanca Gölü’ne uzanan kocaman bir iskelenin üstündeler. İsterseniz mekâna ait sandallarla açılıp göl sefası yapabilirsiniz. Kışları bahçe içindeki geniş camekanlı binada hizmete devam; tıpkı isimleri gibi, mavi ve yeşil iç içe. Deniz mahsulleri menünün karakterini belirliyor. Göl balıkları da cabası. Yayın balığı Sapanca’ya özgü bir tat olarak Green Blue’nun lezzet listesindeki yerini alıyor. Mekân, sıcak, soğuk mezeleriyle de kayda değer lezzetler sunuyor: Semizotu, turşu, patlıcan kızartma, közde patlıcan, közlenmiş kırmızıbiber, ıspanak kavurma, haydari, barbunya pilaki. Sıcaklar ise deniz ürünleriyle dikkat çekiyor: Tereyağında karides, kalamar tava, karides güveç. Tatlılarıyla da iddialılar: Fırında helva, kaymaklı kabak tatlısı, kızarmış dondurma, ayva tatlısı, sütlü kaymaklı incir.