Kadın kadına gitmekten keyif alacağımız meyhaneler



Hepimiz için meyhaneye gitmenin olmazsa olmazları, dostlar ve muhabbet tabii ki. Kadını erkeği yok bunun. Ancak bir kadınlar masası söz konusuysa, kriterlerimiz erkeklerden biraz daha farklı olabiliyor. Mekanın lokasyonundan, masa düzenine, garsonların tavırlarından, temizliğine birçok kritere gözlerimizi kapatmamız mümkün mü? Zaten hayatın her alanında biraz böyle değil mi? İşte, evde, okulda... Kadının olduğu yerde işler biraz daha düzenli, estetik ve keyifli gitmiyor mu? İşte bu noktada “Elbette hepimiz her meyhaneye gidebiliriz” dedikten sonra bir “ama” ekleyip, şöyle “Kadın kadına gitmekten keyif alacağımız meyhaneler” listesi hazırlamanın da yerinde olacağını düşündük. Bu arada buradan erkeklere de bir notumuz var; hemen öyle gurur meselesi yapmayın, birçok konuda daha ince eleyip sık dokuduğumuzdan bu mekanlardan sizler de keyif alacağınızı unutmayın. Takılın peşimize, meyhaneye gidiyoruz.

 

Cihangir’de bulunan Aliye Meyhane, kısa zamanda ün yapan meyhanelerden biri. İsmini işletmecisi Osman Yitgin’in annesinin isminden almış. Aliye Hanım sadece isim vermekle kalmamış mekana, mutfak sırlarını da vermiş. Hatta özellikle Kayseri’den ailenin kendi bağından getirdikleri yapraklarla yapılan sarmalar çok beğenilmiş. Ağırlıklı olarak menüsünü deniz mahsülleri oluşturuyor. Balık kokoreç, ızgara ahtapot, balık köftesi, ızgara kalamar, ahtapot salatası hem taze hem leziz. Mekan çok büyük değil, ama dekorasyondaki pratik uygulamalar sayesinde ferah bir yapıya sahip. Duvarlardan birine rafları şarap, turşu, rakı şişeleri ve eski kavanozlarla dolu dolaplar yerleştirilmiş. Tam karşısındaki aynalarla derinlik sağlanmış. Renk seçimleriyle Yunan tarzı bir meyhaneyi anımsatıyor.

Asmalımescit’in en renkli sokağı Sofyalı’ya girdiğinizde 9 numarada ismi adresi olan bu iki katlı şirin ve butik meyhaneyle karşılaşıyorsunuz. Dışarıya ince ince süzülen rembetiko ve Yunan ezgileri, daha kapısından girmeden Rum meyhaneciliğinin inceliklerini bize hissettiriyor. Geniş salonundaki ahşap kokusu ve renkleriyle nostaljik bir atmosferin içinde dekorasyonun özeni de mekanda bir bütünlük sağlıyor. Meze tepsisinden özellikle pazı sarması, fincan böreği, Arnavut ciğeri, fava, lakerda ve ceviz ezmesini tavsiyeler arasında sayabiliriz. Kadın kadına gitmekten keyif alacağımız bu küçük ama şirin mekanda özellikle haftasonu yer bulma sıkıntısı yaşamamak için önceden rezervasyon yaptırırsanız iyi olur.

3- Eleos

İstiklal Caddesi’nin Tünel tarafında Hidivyal Palas’ın 2. katında hizmet veren Eleos, Haliç'ten Boğaz'a panoromik manzarası, mavi beyaz Yunan mekanı havası ve tabii ki garsonlarının hizmet kalitesiyle sade ve nezih bir meyhane olarak keyifle buluştuğumuz mekanlardan bir diğeri... Deniz manzarası ve mutfağındaki Ege ve Yunan lezzetleriyle kendinizi Ege’nin orta yerinde bir adada hissetmeniz pek mümkün. Ot mezelerini, Ayvalık usülü dere otlu kabak kızartması, istakoz kavurmasını özellikle denemenizi tavsiye ederiz. Tüm bunlara mekana usulca yayılan Rum ezgilerini de dahil edince değmeyin keyfimize...

Haliç kıyısında adından da anlaşılacağı gibi Cibali’de bulunan üç katlı bu özel meyhane gerçekten de bizi her anlamda büyülüyor. Mutfağına verdiği özeni gördüğünüzde buraya bir kültür meyhanesi diyebilirsiniz. Tarihi bir bölgede kurulduğu için sahibi Behzat Şahin, Bizans ve Osmanlı mutfaklarını özellikle araştırmış. Menüye giren Saraylı’nın bilinen ilk el yazması yemek kitabı 1748 tarihli “Yemek Risalesi”nden keşfedildiğini de hatırlatalım. Yalnızca tarihi mezeleri değil, farklı kültürlerin lezzetleri de bu meyhanenin mutfağında buluşuyor. Ayvalık’tan özel olarak getirilen kalamar, Girit ezmesi, balık pastırma, parmesanlı midye, asma yaprağında levrek ve menünün tamamlayıcısı enginar tatlısı... Tabii ki bunlar, engin menüsünden seçmekte zorlandığımız lezzetlerin yalnızca birkaçı...

5- Safa

İstanbul’un en eski ve özel meyhanelerinden olan Sefa, Yedikule’de neredeyse bir asırdır kalitesinden ödün vermeden hizmet vermekte. Üstelik ilk günkü o dokusuna neredeyse hiç dokunmadan. Her mezesinin kendine has bir tadı var Safa’nın. Zeytinyağı da, peynir de yarım asırdır aynı yerden geliyor. Epeyce yüksek ahşap tavanı, duvarlardaki büyük gömme vitrinleri, ilk yapıldığından beri kullanılan havalandırma sistemi ve yağlı boya tablolarıyla misafirlerini adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor. Aydın Boysan, Selim İleri ve Vefa Zat gibi üstatların uğrak yeri olduğunun da altını çizelim.

Meyhaneleriyle meşhur Taşkın Sokak’ın yıllanmış mekânlardan biri. Parmakla gösterilen bir meyhane. 1964 yılından bu yana Ankara’ya, Ankaralılara hizmet ediyor. Yenimahalle’nin eski müstakil evlerinden birinde, eski usûl, mahalle meyhanesi tarzındaki mekân oldukça yalın bir dekorasyona sahip. Binanın önünde ve arkasında bahçesi var. En üst katta bir de terası mevcut. Mutfağından her gün 25 çeşit taze meze çıkıyor.

1980’lerde kurulmuş Keremeyle, Ankara’nın bilinen mekânlarından biri. Geçmişte olduğu gibi bugün de gazetecilerin, siyasetçilerin ve entelektüellerin uğrak noktalarından. Müşteri profili müdavimler dışında öğrenciler ve genç çalışanlardan oluşuyor. ABD Büyükelçiliğinin arkasında, şehrin gece hayatının yoğun yaşandığı bölgeye yakın, ama tam da içinde olmayan Keremeyle, küçük bahçesiyle, ahşap dekorasyonuyla, Nâzım Hikmet ve Atatürk fotoğrafları asılı duvarlarıyla sakin bir yer. Sohbet yoğun kadın (ve tabii erkek) masaları için ideal bir seçenek.

Bu butik meyhane Kıbrıs Şehitleri Caddesi, Akbank Sokağı’nda yer alıyor. 2010 yılında açılmış, kısa sürede tanınan bir yer haline gelmiş. İçeri adım attığınızda, balıkçı aksesuvarlarıyla desteklenmiş mavi-beyaz ağırlıklı etkileyici dekorasyon sizi ufak bir balıkçı kasabasında olduğunuza ikna edebilir. Yerler ahşap kaplı, duvarlarsa taş süslemeli. Meze dolabının seçkin lezzetleri balık pastırması, Akdeniz haydari ve pastırmalı paprika biber olarak sıralanıyor. Battı Balık’ta fava, yoğurtlu patlıcan, şakşuka, deniz börülcesi ve mevsimlik Ege otları da bulunuyor. Oturur oturmaz masanıza söğüş tabağı geliyor. Güzel bir akşam yemeğiyle birlikte fasıl keyfi yapmak isteyenlere önerilir.

Bursa’da Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nın şehre kattığı yeni hava ortada. Gencinden yaşlısına, erkeğinden kadınına hemen herkese hitap eden mekanların bir araya toplandığı bulvarda, kadın kadına rakı içip sohbet etmek istediğinizde de farklı seçenekler var; ancak bu seçenekler içinde Cumhuriyet Izgara sanki bir adım öne çıkıyor. Uzun yıllara dayanan geçmişiyle mekan Bursalıların yakından tanıdığı bir markaya dönüşmüş durumda. Mezeleri, ara sıcakları ve sıcakları leziz, dost meclislerine ev sahipliği yapabilecek atmosferiyle de sıcak ve samimi bir mekan.

Barlar Sokağı olarak da anılan eski adıyla Vural, yeni adıyla Neyzen, Tevfik Sokak’ta. 2008’den beri faal. Rakıyı sek içenleri seven bir müessese. Bir sertifika programları dahi var, ilanı şöyle: “Her yıl Neyzen Meyhanesi’nde rakıya katılan su miktarı 31 tondur, gelin sek içelim!” Bu davete icabet edenlerin adı Neyzen’de saklı. Hatırı sayılır büyüklükteki açık alanıyla yaz-kış tam hizmet veriyorlar. Duvarlarda Neyzen Tevfik başta olmak üzere geçmişten sinema ve tiyatro yıldızlarının fotoğraflarının, kocaman bir dünya haritasının asılı olduğu, gaz lambalarından radyolara kadar çeşitli objelerin sergilendiği nostaljik bir dekorasyon anlayışına sahip. Plaklardan çalınan müziklere, haftanın belli akşamları fasılla devam ediliyor.