Muhabbetin en samimi olduğu salaş meyhaneler



Bazıları meyhane dediğin salaş olur diye düşünür. Ortamı sıcaktır, insan kendini evinde hisseder, her şeyden önce çok rahattır. Böyle düşünenler için geliyor; salaş meyhaneler.

35 yıldan beri aynı yerde hizmet veren Özcan’ın Yeri, kurulduğu günden bu yana pek değişime uğramayan meyhanelerden. Mekanın doğallığı kadar çalışanlar da burada çok doğal, samimi ve içten yapısı ile karşımıza çıkıyor. Özcan Bey, meyhaneyi ilk günkü gibi korurken sadece dekor olarak değil eski samimiyeti, dürüstlüğü, sıcaklığı da korumaya çalıştıklarını söylüyor. Öğlen saatlerinde de müdavimlerin boş bırakmadığı bu meyhanede ızgara şiş, badem, biftek, köfte ve kokoreç ön plana çıkıyor. Kuru fasulyesi ile de nam salmış olan mekânda 14.00’ten sonra fasulye bulmanız imkânsız gibi.

Sapan Bağları’ndaki Boşnak meyhanesi Lipa, 31 yıllık bir mekân. İbrahim Beyin babasının sandıkların üstünde kurduğu koltuk meyhanesi, talebin artmasıyla 1986’da gedikli ve ruhsatlı bir meyhaneye evrilmiş. Boydan boya gül ağacından masalarla döşenmiş alçak tavanlı meyhanenin duvarları bir avcılık geleneği olarak derilerle kaplı. Birçok Anadolu takımının flamaları ve atkıları da duvarları süslüyor. Lipa’da samimi ortamının yanı sıra herhangi bir meyhanede bulamayacağınız özel tatlar mevcut. Sancak’tan düzenli olarak gelen ve müdavimlerinin tercihi kuru et, sucuk, kuru etli fasulye, kuru etli bulgur pilavını lezzet listesinin başına yazmak lazım. Güveçte servis edilen köftesinin kendine özgü bir tadı var. Balık menüsü de oldukça zengin, hamsi tava ve hamsili pilavı ve tabii ki Boşnak böreği de tadılması gerekenler arasında.

Haliç kenarında, Perşembe Pazarı’nın girişinde, balıkçı tezgâhlarının hemen arkasında. Yeşillikler arasındaki renkli ve ahşap masaları, alttan gelen sanat müziği ile bir sahil kasabası havası yaratılmış. Lakin hemen yanı başınızdaki manzara ve kalabalık, İstanbul’un göbeğinde olduğunuzu hemen hatırlatıveriyor. Butik otele çevrilen eski bir hanın bahçesinde hizmet veriyor. Balıklar her daim taze. Sarma levrek içerisine konulan karides ve üzerine kaşarlı domatesli sosla hazırlanan spesiyal levrek, Girit usulü ahtapot ızgara, fener kavurma ve akya şiş öne çıkan lezzetler. Kışın yapılan balık çorbası da not edilmeli. Kalamar, biber borani, deniz börülcesi ve közde patlıcan gibi lezzetli mezeler de mevcut. Açık hava mekanı olması nedeniyle soğuk havalarda yaşanabilecek problemler, masa altlarına konulan mangallar sayesinde aşılmış. Şehirde nam salmış salaş bir yer Akın Balık.

Çırağan Caddesi’nde bilinenin aksine iki tane Çırağan var. Biri saray, diğeri meyhâne. Otuz yılı aşkın bir süredir aynı yerde müdavimlerini ağırlayan iki katlı ve salaş meyhane, bugün daha çok Çırağan Caddesi üzerindeki üniversitelilerin uğrak yeri haline gelmiş durumda. Mekanın hemen girişinde, sonradan içeriye doğru genişletilmiş, ‘kapı önü’ açık alanı da mevcut. Üç kardeşin emeğiyle ayakta duran mekanda, müdavimlerin fotoğraflarıyla süslenen duvarlar ve neredeyse birbiriyle iç içe geçmiş kalın ahşap aksanlı masalar, ister istemez kaynaştırıyor herkesi. Mutlaka tadılması gerekenler arasında, arnavut ciğeri, paçanga böreği, koç yumurtası ile radyodan yükselen Türk Sanat Müziği tınıları var.

Maltepe’de Durak Pasajı’nın içindeki bu meyhane özellikle oraya saklanmış gibi duruyor. Necmi ve Berrin Taşdemir çifti işlettiği bu küçük ama samimi mekanı ‘bir emeklilik eğlencesi’ olarak tarif ediyorlar. Necmi Usta’nın Arnavut olması ile bir ilgisi var mıdır bilinmez ama yaprak ciğeri şahane, etli pazı sarma ise olağanüstü. Necmi Usta turşuları da kendi kuruyor, 300-400 kilo. Etini Yozgat’tan getirtiyor, kavunları ise Kazan’dan… Burası eski tarz olmak için çabalamayan, doğalından öyle olmuş bir meyhane.

Duvardaki yazan yazılardan, çalan müziğe, sakatatları da içine alan menüsünden, dekorasyonuna, cana yakın işletmeci ve personellerine kadar gerçekten de isminin hakkını veriyor Salaş Meyhane. Deneyimli ustasının elinden çıkan her şey ayrı bir lezzetli ama Arnavut ciğeri, dil ve meyhane pilavını özellikle tavsiye ediyorlar. Sakatat tercih etmeyen müşteriler için de alternatifler var tabii. Kanat ve kebap çeşitleri mutfakta hazır tutuluyor. Duvarlarını Sabahattin Ali, Can Yücel, Nazım Hikmet gibi yazar ve şairlerin söz ve dizelerinin süslediği mekan salaşlığı fiziki görüntüsüyle değil ambiyansıyla yakalıyor.

“Antalya'nın tek gerçek meyhanesi” sloganıyla 2000 yılından bu yana hizmet veren Neyzen Demhane’nin duvarları Neyzen'den, Ömer Hayyam'dan dörtlükler, eski fotoğraflar ve gazete kupürleriyle donatılmış. Ahşap ağırlıklı dekorasyonu ve salaş görünümü oldukça sıcak ve huzurlu bir ortam yaratmış. 80 kişilik bir kapasitesi olan Neyzen'de masaya oturduğunuz zaman sizi güleryüzün yanı sıra kızarmış ekmek, peynir ve salata karşılıyor. Mutfağında yaklaşık elli çeşit meze çıkan Neyzen'de mutlaka denemeniz gereken lezzetler arasında kiremitte etli pazı dolması ve patlıcanlı humus bulunuyor.

Denizden gün batımını rahatlıkla izleyebileceğiniz bir sahil meyhanesi. Adını Doğu Karadeniz’e özgü, direklerin üzerinde yükselen ahşap yiyecek depolarından alıyor. İki katlı Serender Restaurant’da da ahşabın ağırlığı hissediliyor. Masalara serilen Rize bezleri özgün bir hava katmış. Acılı ezme, haydari, pilaki, süzme yoğurt gibi mezeleri daima bulabilirsiniz. Yaprak sarma da yapıyorlar.