Samimi ortamıyla müdavimi olacağınız meyhaneler



Meyhane kültüründe müdavimlerin yeri ayrıdır. Gerçekten de okul zamanlarımızda nasıl ki her birimizin oturduğu sıra dönem boyunca genelde aynı kalıyorsa meyhanelerde müdavimlerin masası da olağanüstü bir durum yaşanmadıkça değişmez. Müdavimin müesseseye intikal saatinden, veda vaktine ve hatta uğramadığı ‘izinli’ günlerine kadar çetelesi tutulmasa da işletmeci, garsonlar ve diğer müdavimler tarafından bilinir. Hatta müdavim bir değişiklik yapmak istemedikçe ağzını açmasına gerek olmadan masasına konumlandığında her zamanki mezeleri servis edilir. Önceki gelişinde yarım kalan şişesine ismi yazılıp dolaba konmuştur o söylemeden masaya getirilir. Müdavim meyhanesine, meyhanesi müdavimine güvenir, sayar, sever... Aile gibi olmuşlardır desek ‘gibi’ fazla durur. İşte asıl mesele de bir müdavimin herhangi bir nedenle başka bir mekana teşrifiyle başlar. Müdavim yabancı olarak nereye giderse gitsin ilk başta keyifsizdir, bir yabancı hisseder kendini, çünkü alışık olduğu ilgiyi, alakayı arar. Ama bazı meyhaneler vardır ki yabancı gitsen bile müdavimi olman zor olmaz. İşte, garsonu, sahibi, müdavimleri ve tabii ki birbirinden güzel lezzetleriyle sizleri hemen samimi ortamına dahil edecek, müdavimi olacağınız meyhaneler

 

Mübadele döneminde denizden İstanbul’a getirilen Rumelililer, Maltepe’den karaya çıkarılıyor. Bu semtte yerleştikleri Yalı Mahallesi’nde balıkçılıkla uğraşıyor ve Beşçeşmeler Meydanı’nda satıyorlar balıklarını, hem canlısını hem de pişirilmişini. O döneme ait bir balıkçı Argos. Mitolojide bir kaptanın adı. Bugünkü Argos da, zemininden duvarlarına, merdivenlerinden pencerelerine kadar ahşap yapısıyla bir gemiyi andırıyor. Yarım asırlık mekânın çekiciliği sadece hikâyesiyle sınırlı değil, bunca yıllık deneyim mutfağa da yaramış. Cevizli biberli, fava, Ege otları, levrek marine, yaprak ciğer, külbastı ve çoban kavurmayı öncelikle not etmekte fayda var. Yan masaların birinde Birol Topaloğlu, Erdal Erzincan ya da Kardeş Türküler ekibinden birilerini görmeniz pek mümkün. Çünkü müdavimleri arasında ünlü simaların sayısı da azımsanmayacak kadar çok...

İnsanların samimi bir ortamda meyhane havasını soluyabileceği bir ortam sunan Müşterek, klasik meyhane mezelerini yanında artık Beyoğlu'nda ve hatta meyhanelerin çoğunda pek bulunmayan sakatat ızgaralara da yer veriyor menüsünde... 3 yılını dolduran Müşterek’te enfes mezelerin yanında, uykuluk, yürek, böbrek gibi sakatatların ızgaraları özleyenler için özenle hazırlanıyor. Devamlı kaynayan kocaman çay kazanı da “ara çayı”na ne kadar özen verildiğinin bir göstergesi olarak duruyor Müşterek’in bir köşesinde... İstiklal Caddesi'nin en hareketli sokaklarından Mis Sokak'ta bulunan meyhanenin tuvalet duvarları ise Rakı Ansiklopedisi ile kaplı. Okumaya başlayanın geç çıkması kuyruk oluştursa da bunu dert etmiyorlar. Yeni olmasına rağmen eski meyhanelerin geleneğini sürdürme hedefinde olan Müşterek özellikle genç yaştaki akşamcılara bu kültürü tanıma şansı veriyor.

Doğup büyüdüğü Yeşilköy Çamözü Sokak'ta meyhanesini açan Ali Sakallı'nın babası da aynı sokakta kahvecilik yapmış. Katırla ekmeklerin dağıtıldığı zamanları da görmüş olan Ali Bey sokağın diğer meyhanelerinin aksine et üzerine çalışıyor.Ali Bey’in menüsünde deniz ürünleri yok ama isteyen olursa komşularından getirtebiliyor. Fakat onun tavsiyesi kendi hazırladıkları köfte, antrikot, külbastı ya da ciğer tavayı denemeleri. Buranın alametifarikası bu yiyecekler ne de olsa. Her şeyi kendileri hazırlıyorlar zaten. Etlere eklenen 3 çeşit de börekleri var: Paçanga, sigara ve muska böreği. 10-12 çeşit de soğuk meze mevcut. Bunların hepsini de Ali Bey, kardeşi, kardeşinin eşi ve 30 yıllık aile dostları bizzat hazırlıyorlar. Küçük, salaş ve temiz bir aile işletmesi olan Yeşilköylü Ali'nin Yeri semtin meyhaneler sokağına farklı bir tat katmayı başarmış.

Burgazada’nın bilinen en meşhur meyhanecisi Barba lakaplı Yani Bey’in adını alan mekân, hemen limanın yanı başında yer alıyor. Adeta tekneden adımınızı atıp da direkt girebileceğiniz Barba Yani’nin duvarları eski fotoğraflarla dekore edilmiş. Mavi iskemleleri, ahşap masalarıyla kahvehaneden meyhaneye dönmüş bir hali de yok değil hani. Barba Yani, müşterilerine mısır ekmeği ve kalamatayla merhaba diyor. Topiği, midye sarması, karidesli böreği, sarnaki ve tahinli patlıcanı epey ünlü ve Barba Yani’ye özel. Kalamar dolma ve Rum böreği de tavsiye edilen lezzetler arasında. Sezonda gittiğinizde her cuma ve cumartesi canlı müzik dinlemeniz de mümkün.

Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde Köfteci Ramiz'in tam karşısındaki Can Yücel Sokak olarak da bilinen sokakta yer almakta. Tarihi Rum evinde hizmet veren Filika, binanın tarihi dokusunu bozmadan binayı dekore etmiş ve mavi-beyaz renkleri hakim kılmış. Çalışanların ve mekan sahibinin sıcaklığı müdavimlerini buraya bağlı kılan en büyük etkenlerden. Çalışanlar ve müdavimler arasındaki ilişki o kadar samimi ki gelen herkes kendisini evinde gibi hissettiriyor. Hatta mekan sahibi Erhan Ok, bazı gecelerde gitarı eline alıp çok güzel akustik geceler yaşatabiliyor. Binanın içinde oturduğunuzda hissedeceğiniz hava harici mekanın bahçesinde, terasında ve cumbasında da oturduğunuzda hem sohbetin tadı hem de içkilerinizin tadı ayrı bir güzel oluyor. Fesleğenli mezgitini de tatmadan asla kalkmayınız.

Maltepe’de Durak Pasajı’nın içindeki bu meyhane özellikle oraya saklanmış gibi duruyor. Necmi ve Berrin Taşdemir çifti işlettiği bu küçük ama samimi mekanı ‘bir emeklilik eğlencesi’ olarak tarif ediyorlar. Necmi Usta’nın Arnavut olması ile bir ilgisi var mıdır bilinmez ama yaprak ciğeri şahane, etli pazı sarma ise olağanüstü. Necmi Usta turşuları da kendi kuruyor, 300-400 kilo. Etini Yozgat’tan getirtiyor, kavunları ise Kazan’dan...

Eskişehir’in en eski meyhanelerinden, kuruluş tarihi 1936. Bugüne kadar hiç tabelası olmamış, zaten gerek de duyulmamış. Meyhaneye adını veren Kör Kamil, 1997’deki vefatına dek meyhanenin başındaymış. Naci Eren ondan devraldığı bilgi ve görgüyle Kör Kamil’i yaşatmaya devam ediyor. Muhabbet denk getitirse, kırk yıllık müdavimleriylebile tanışabilirsiniz. Pilaki, enginar, patlıcan salata, haydari, ezme, beyin salata ve dolmalar meze dolabının vazgeçilmezi. Kör Kamil’in efsane olmuş bir diğer lezzeti ise büyük kazanlarda ve buharda pişen kuzu kelle. Arnavut ciğerine ise diyecek yok...

Bursa’nın efsane meyhanecisi “Arap Şükrü”den miras meyhanecilik mesleğine aile efradı bu işletmede devam ediyor. Çetin Değişmez’in kızı Sevgi Çiftçioğlu dedesi ve babasından yadigâr meyhaneye gözü gibi bakıyor. Meze dolabının zenginliği meyhanecilik erbabına yakışıyor; borani, şiron, haydari, Rus salatasından bir dörtlü kurup rakı masanızı ufak çapta donatabilir, Bursa menşeli bir meze olan köpoğlunu da kadroya dahil edebilirsiniz. Bursa’da balık pastırması âdetini Arap Şükrü-Çetin’in başlattığını da unutmadan hatırlatalım. Genç-yaşlı, Arap Şükrü-Çetin’de çilingire kurulan herkes, haftanın yedi günü geçilen fasılın eşlikçisi olmaya devam ediyor.