Sonbaharın renklerini en iyi görebileceğiniz meyhaneler



Her sonbahar, tatlı bir hüzünle birlikte doğanın bütün renklerini de getirir hayatımıza. Solan yapraklar, gökyüzünde dolanan bulutlar, güneşin batışı, denizin ya da ormanın değişen rengi… Sizler için sonbaharın renklerini en iyi görebileceğiniz meyhanelerden birkaçını seçtik, keyfini çıkarın.

Sarıyer’den Rumeli Kavağı’na gelirken çıkılan o ünlü rampanın, nam-ı diğer Tellibaba mevkiinin en üst noktasında bulunan Gelişli Balık Restaurant, yalnızca Rumeli Kavağı’nın, Boğaz’ın, İstanbul’un değil, belki de Türkiye’nin sayılı mekan manzaralarından birine sahip. Adını işletmecisinin soyadından alan mekân, serdeki Karadenizlilik halinden mütevellit, sımsıcak mısır ekmeği ve mandıradan yeni gelmiş izlenimi veren tulum peyniriyle hoş geldin diyor misafirlerine. 1990 yılından beri hizmet veren Gelişli, mevsimine özel Ege otlarıyla kendi doğup büyüdükleri coğrafya dışından da en güzel örnekleri masanızda her daim hazır etmesiyle meşhur.

Ankaralı lokantalar şehrin beton dokusunu ve manzarasızlığını aşmak için birbirinden zevkli tasarımlarla iç salonlarını zenginleştirmeye çalışırken, İncek’teki tesisler tam tersine pek bir şeye dokunmadan kendilerini doğanın güzelliğine terk ediyor. Gözden uzak, zor bulunan, neredeyse kendini saklamayı tercih etmiş bir işletme Yarens. Ama bir kere bulduysanız sizi baş tacı ediyor. Tam bir mesire yeri. İsterseniz mangalı yanınıza getirip kendin pişir kendin ye düsturuyla çilingir sofranızı kurabilirsiniz. Mantı, köfte, arnavut ciğeri, yoğurtlu mantar ve daha birçok meze arasından tercih yapabilirsiniz. Kışları şömine başında sofra kurma şansı bulmanız da cabası.

İzmir-İstanbul yolu Bornova çıkışını biraz geçince sağ taraftan Çiçekli Köyü yolunda, orman piknik alanı karşısında yer alıyor. Orman manzarası eşliğinde ailenizle, dostlarınızla hoş vakit geçirebileceğiniz bir yer. 1994’te açılmış. Dekorasyon, ortama uygun biçimde ahşap. Salondaki şömine sadece bir dekor değil, kışın ısıtmada da kullanılıyor. İsterseniz buradan aldığınız etleri kendiniz pişirebilir, isterseniz güler yüzlü çalışanlara ricada bulunabilirsiniz. Burası kokoreçiyle meşhur bir yer aynı zamanda. Yedi dönümü bulan açık ve kapalı alanıyla konforlu, ferah. Menüde tandır, kuzu pirzola, bıldırcın, özel soslu kuşbaşı gibi yemekler, kayın mantarı, içli köfte, kaşarlı mantar gibi sıcaklar, atom, köz patlıcan, semizotu, haydari, Rus salatası, yer elması gibi soğuklar bulunuyor. Cuma akşamları da canlı fasılla konuklarını ağırlıyor.

Kayaköy’ün tarihi taş evlerini gören manzarasıyla, yeşillikler içinde serin bahçesiyle bir tabiat harikası. Restoranın isminin nereden geldiğini, kendi ağızlarından dinlemenizi tavsiye ediyoruz. Hikayenin çiçek balından Cincibir gazozlarına kadar uzandığını kulağınıza şimdiden fısıldamış olalım. Kayaköy’e 1989’da yerleşen “kendir pişir kendin ye” konseptindeki bu kebap merkezinin tarihçesi aslında 70’li yıllara dayanıyor. Hayvan yetiştiriciliğiyle de iştigal ettikleri için mangalda pişen pirzolaya, sucuğa, odun fırınında pişen kuzu tandıra sonsuz itimat edebilirsiniz. Cinbal’in dolabından patlıcan salatası, turşu, humus ve pek çok tanıdık meze, taze taze masanıza gelecektir.

“Acarhan” adıyla da anılan bu balık lokantası, 1986’dan bu yana konuklarına kapılarını açıyor. Yapımında tepeden tırnağa ahşap kullanılan, geniş camekanlı, havadar mekan, bir balıkçı kulübesinin detaylarını salonuna görkemle işlemiş. Dümen şeklinde avizelerle, kırmızı-beyaz can simitleriyle süslenmiş, sanki bir gemideymişsiniz gibi. Ağaçlar arasında bir de bahçesi mevcut. Şıklığıyla dikkat çeken bu kır lokantasının girişinde sizi bir alabalık havuzu karşılıyor. Masanızda pide, tereyağı ve ezmeyle karşılanıyorsunuz. Haydari, ezme, rus salatası, tarator, közde patlıcan, humus gibi klasiklerin yanında favori mezelerini hemen sıralayalım: Pazı kavurma, pazı sarması, kabak tatlısı. Enginar ve kereviz mevsiminde bulunuyor.

Yöreye özgü tipik bir doğa içi meyhane. Istranca ormanlarının göbeğinde. 2006 yılında hizmet vermeye başlayan işletme, gerek kapalı bölümü gerekse de bahçesiyle bu süreçte sürekli yenilenerek ve daha zengin bir yemek menüsüyle misafirlerine hizmet vermeye devam ediyor. Müessesenin kendi yetiştirdiği organik ürünler bu çeşitliliğin en nadide kısmı. Hele meşhur organik Demirköy çileği mevsiminde çilingir sofralarına hususi bir renk katıyor. Organik köy kahvaltısıyla güne başlayan mekân, ilerleyen saatlerde kuzu tandır, deniz ürünleri, et ve alabalık güveçleri gibi lezzetleriyle damakları mest ediyor.

Eski bir Osmanlı konağının restore edilmesiyle hizmete açılan işletmenin mimarisi dikkat çekici: Ahşap tavan ve yer döşemeleri, taştan oyma duvarlar, taş oyması şömine, nefis bahçesi ve kullanılan antika eşyalarla adeta bir açık hava müzesi. Peri Bacaları manzarası da cabası. Konağın arka bahçesinde sebze yetiştirilen bir bostan mevcut. Yöresel çeşitlerle hazırlanan peynir tabağı ve sıcak peynir çok özel lezzetler arasında. Pastırma lokumu, yoğurtlu semiz otu, humus ve patlıcan salata da öne çıkan diğer mezeler. Ana yemeklerden Osmanlı usulü kuzu incik ve dört soslu bonfile mermerde not edilmeli. Bunların yanı sıra levrek, çupra, karides, kalamar gibi deniz ürünlerini bulmak da mümkün. Yabancı turistlerce rağbet gören Orient’te, hafta sonları canlı fasıl müziği de yapılıyor.

Saki Rum Meyhanesi’nin mektup adresi Mudanya olmakla birlikte, aslında meyhane Bademli’de. Bahardan itibaren muhteşem bahçesiyle ön plana çıkan Saki Rum Meyhanesi’nin kapalı alanı da son derece şık. Hem balık, hem kırmızı et seçenekleri olan meyhaneye giden herkesin dilinde mezelerin ne kadar leziz olduğu var. Özellikle de ahtapot ızgarası anlatıla anlatıla bitirilemiyor. Fiyatların uygunluğu da tercih sebepleri arasında sıralanıyor. Bu kadar olumlu özellik bir araya gelince, hiç kuşkusuz bir yoğunluk oluşabiliyor. Bu yüzden gitmeden önce aramanız, gerekiyorsa rezervasyon yapmanızda fayda var.

Şimdi Rum Meyhanesi, Ayvalık Merkez’de PTT’nin karşısında dar bir sokakta tarihi bir Rum evine konuşlanmış. Yüksek tavanı ile ferah bir havası var. İstanbul’daki yerleşik azınlıkların mutfak kültürünün izleri var Şimdi’de. Mevsiminde neler buluyorlarsa taze, günlük olarak o mezeleri hazırlıyorlar. Ana yemek yok burada. Önden o gün hazırlanan soğuk mezeler masanıza geliyor, sonrasında sıcaklar peyderpey sofraya taşınıyor. Hazırlanan tüm yiyeceklerin mekanın tecrübeli işletmecisi Beyza Hanım’ın ellerinden çıktığını belirtmeden geçmeyelim.