"Birbirini seven ve güvenen insanların, birbirini can kulağıyla dinlediği yerler, meyhaneler"



Şair küçük İskender’in meyhane söyleşisine haftanın konuğu olan Can Bonomo, meyhaneyle nasıl tanıştığını, gitmekten keyif aldığı meyhaneyi ve meyhane anılarını anlattı.

*Seninle bir meyhanede tanıştık. İnsanların tanışması, kaynaşması açısından meyhane ve meyhane adabı sana ne ifade ediyor? Yoksa biraz geç mi kaldın dönem olarak meyhanelere?

Meyhane sosyokültürel bir zaman aşımına uğramış varsayılıyor. Ben bunu doğru bulmuyorum. Elbet yeni tanıştığımız kimseleri artık muhallebicilere götürmüyoruz. 2000'li yıllar ''vakit geçirmek'' konusunda durmaksızın alternatifler üretiyor. En son sokakta satılan bu el pervanelerini gördüm, aklım çıktı. Bunlara ne zaman, ne sebeple ihtiyaç duymaya başladık? Arz ne ara oldu talep neden var? Nitekim varmış, olabilir, olsun. Peki bu el pervaneleri için tespihin yerini aldı diyebilir miyiz? Meyhane alternatifi olan bir şey değil. Elbette Pub'lar, disco'lar, barlar, oturup muhabbet edilecek envayi çeşit cafe'ler var. Gelgelelim bunlar ancak ve ancak muhabbet etmeye alternatif olabilecek mekanlar. Meyhane yine meyhane. Meyhanenin özgül bir ağırlığı, bir ruhu var. Yerini başka bir şeyle doldurmak mümkün değil.

 

*Bizde meyhane sadece yemek yenilen, içki içilen bir yer değil aslında. Kültürün de bir parçası. Nasıl desem, mesela Amerika’da ‘kahvehane’ diyebileceğimiz mekânlarda bir zamanlar şairler, müzisyenler, ressamlar için buluşma noktası. Keza, Fransa’da da öyle. Kendi yaşıtların açısından bakarsan ‘meyhane’yi bu anlamda kullanabiliyor musun?

Dediğin gibi. Bugün ''ustam'' dediğim seninle de yıllar önce bir meyhanede tanışmıştık. Birbirini seven ve güvenen insanların birbirini can kulağıyla dinlediği yerler meyhaneler. Sevdiğimiz insanların sevdiği insanlarla tanıştığımız, kaynaştığımız yerler. Canımı sıkan bir şey olduğunda da, bir şeyler kutlamak istediğimde de gittiğim yer hâlâ meyhanedir benim. Bildiğimiz diğer mekanların hiçbiri bu denli zıt duyguların ikisine birden aynı anda cevap veremez. Öyle dertli olmaktan da değil. Hepimiz çok çalışan insanlarız. İnsan tanışmak, kucaklaşmak istediği kadar konuşmak, dertleşmek de istiyor. Bunun meş'um bir tarafı yok. Nedim'in de dediği gibi: "Meyhane mukassi görünür taşradan amma / bir başka ferah bir başka letafet var içinde.''

 

*En sevdiğin meyhaneler hangileri? Var mı bir sebebi?

Asmalı Cavit'e çok giderim. Cumhuriyet Meyhanesi'ne bir tek babamla. Rahatlığa önem veriyorum sanırım. Yemekle çok aram yoktur zaten her şeyi yerim. Babam o işlerden daha iyi anlıyor. Herhalde yıllar içerisinde gelişen bir gusto bu. Yıllardır muhabbet ettiğim garsonları, severek dinlediğim müzisyenleri görmeyi seviyorum.

 

*İyi bir gözlemcisin. Başından geçen ya da tanık olduğun, işittiğin tuhaf veya ilginç bir hikâyen var mı meyhanede yaşanan?

Bunu dedem anlatmıştı. Bergama'dan İzmir'e geldikleri zaman hem bir deterjan fabrikasında çalışıyor hem de TRT korosunda şarkı söylüyormuş. ''Anneannen çok kıskanınca bırakmak zorunda kaldım yoksa daha devam ederdim'' derdi. Anneannem de bunun dedemin objektif ve kuvvetle muhtemel sanrısal bir yaklaşımı olduğunu zira hayatı boyunca hiç kimseyi kıskanmadığını söylerdi. Karakterler on numaraydı yani. Bir gece anneannemi meyhaneye götürmüş. Sanıyorum evlilik yıl dönümü ya da doğum günü gibi özel bir gecede. Meyhanede çalan çocukların bir kısmı dedemi tanıyormuş. Bir şarkıda çıkmış sahneye anneannem için söylemiş. Ertesi gün fabrikada büyük patronlardan biri dedemi görüp ''hoşgeldiniz, hayırdır, hangi rüzgar attı sizi?'' çekmiş. Dedem de fabrikada işçi olduğunu sanat üzerine yaptıkları lüzumundan uzun bir sohbetin sonunda söyleyebilmiş. Böyle terfi olduğuna inanıyordu. Mantıksız da değil aslında.

 

*Bir meyhane açsan, öyle hayal et, nasıl bir ortam, tasarım, müşteri profilin olurdu? Yaz bir senaryo..

Dört, beş masa olsa bir denizin kenarında. Sabahtan çık balığını avla, gel. Meyveler, sebzeler bahçeden. Eş dost geldi mi sazları alsak beraber çalsak, etsek. Hayalimde 70 yaşındayım tabii. Önce bütün bunları hak edecek kadar çok çalışmam lazım.