Bir bozası bir kendisi: Vefa



Bazı insanın ismi kaderi de olur. Bir zamanlar, şirkette “Kadir şakaları” başlığında tasnif ettiğimiz “İşi metin yazmak olan birinin adının Metin olması, benim adımın PC olması gibi bir şey değil mi?” teşhisi, isim-kader ilişkisine dair epey düşündürmüştü bizi. Ama sonuçta Seher ismi ile muhasebe arasında bir ilinti kuramayınca tezimiz akim, şakamız yadigâr kaldı.

Sonra telefon çaldı. Çehov bugünlerde yazsa, tüfek yerine telefonu metaforunun bir parçası yapardı. Bir yerde telefon varsa, sonunda çalar o. Arayan Vefa Zat’tı, ben işe henüz başlamıştım ve çok şaşkındım. Bir yere ilk defa giden insanlardaki tanıdık şaşkınlık: Çayı nereden almalıyım, kiminle ne konuşmalıyım, kimin alanına müdahale etmeden ve sevimsiz görünmeden kendime bir alan yaratmalıyım? Bütün bu dünyevi kaygıları o telefon böldü. Telefonun ucundaki sesin nezaketi ve vakarı.

“Merhabalar, yeni başlamışsınız sanırım, hayırlı olsun. Bundan böyle her salı görüşeceğiz.”

Rakının uzun süre talebesi olmaya çalışmıştım. Ama sanırım esaslı tanışıklığım 2000’lerin sonunda, İstanbul’daki sahil meyhanelerini keşfetmemle oldu. O zamanlar meyhaneleri bulmamın kendi emeğimin olağan sonucu olduğunu düşünüyordum. Değilmiş; meğer bir grup insan, bir süredir rakı üzerine metinler üretiyormuş. O metinlerin benim de çeperinde bulunduğum çevre için rahatlatıcı etkilerini çok sonradan idrak edebildim. Çünkü rakı, uzun bir süre kenara itilmiş bir “eski zaman eşyası” haline gelmişmiş aslında. İnsan her yaptığının eş zamanlı etkilerini tartamıyor.

Yıllar sonra gri bir masanın üzerinde duran telefonun çalması şu demekti aynı zamanda: Rakının ve meyhanenin üstadı, kitaplarından dünya kadar şey öğrendiğim Vefa Zat’la konuşuyorduk ve uzun süre konuşmaya devam edecektik. Birkaç sene evvel hayal saydığım hadiseler de yaşanacaktı. Ben Vefa Zat’a “Vefa Abi” demeye başlayacaktım ve aynı masada rakı içecektik. Zarafetiyle konuşacaktı masada; bir şey öğretmek için çabalamayacaktı ama kendiliğinden öğretecekti. Barbalık, şeflik anıları, eski İstanbul meyhaneleri, çocukluğunun geçtiği semtler, ilk rakı içtiği zamanlar, kitaplar... Şiir, müzik, hatıra ve muhabbet masasıdır Vefa Abi’nin olduğu masalar.

İsim demiştim, kader demiştim, ismiyle müsemma Vefa Abi’ye getirmekti niyetim sözü. Vefa Zat’ın bugün doğum günü. Masalara, muhabbete, ahbaplığa, hocalığa ve en çok abiliğe vefası olan bu adamın doğum gününü kutlamak “bugünlerde” çok mühim. Bilgelik zamanlarına özlemimizi en çok seninle dindirdik. Bizi bir masanın etrafına topladığın için şükranımızdan köye yol olur.

 

İyi ki doğdun Vefa Abi.

Çok yaşa sen.