Görkemli bir festivalin ardından



Bilindiği gibi 15 Eylül akşamı Tarihi Küçük Çiftlik Gazinosu’nda düzenlemiş olan “Yeni Bi’ Fest” etkinliklerinde yaşanılan eğlenceler gerçekten alkışlanmaya değerdi.  Anlatılması çok zordu bu eğlencelerin, yaşanılması gerekirdi her yönüyle. Hanımlarıyla, beyleriyle unutulmaz eğlenceler yaşandı gecenin her anında.

O geceye katılmak için söz konusu gazinoya saat sekiz civarında gittiğimde, içeriye girdiğim zaman gözlerim kamaştı. Etkinliğe katılanların çok önemli bir bölümü genç hanımlarla genç beylerdi. Orta yaşlılarla yaşlılar pek o kadar çoğunlukta değildi ama büyük bir kaynaşma vardı nesiller arasında. Gönüllerde büyük bir birliktelik yaşanıyor, genç yaşlı demeden, yaş farkı göz etmeden büyük bir mutlulukla, yerine göre topluluklar halinde göbek atılıyor, gerekse dans ediliyordu masalar arasında, uygun bulabildikleri hemen her yerde.

Gecenin ikram menüsünü İstanbul Hilton Oteli’nin yiyecek ve içecek müdürü Hasan Sabuncu Bey hazırlatmıştı. Soğuk mezeler “Show Plate” denilen 32 cm.lik “Saray” tabaklarında ikram edildi konuklara.  Soğuk mezelerden muhammara, zeytinyağlı enginar, babagannuş, midye dolma, lakerda, Ezine peyniri ve kavun harikaydı. Ara sıcak olarak da paçanga böreği ikram edildi. Ana yemek (ağır ateşte pişmiş) ”kuzu kol  sarma” ise mantar sosu ve çeltik pilavla birlikte ikram edildi, gerçekten enfesti. Gecenin finalinde “muhallebi” vişneli dondurma ile birlikte damakları şenlendirdi. Kısacası ikram edilen menü her şeyiyle mükemmeldi.  Ellerine ve yüreğini sağlık tüm İstanbul Hilton mensuplarının...

Dikkat edecek olursanız söz konusu gazinoyla söze başladığım zaman “Tarihi” Küçük Çiftlik Gazinosu  diyerek sohbete girmiştim. Çünkü bir zamanlar Yenikapı’da hizmet vermiş olan Mim Çakır Gazinosu ile Küçük Çiftlik Gazinosu, Cumhuriyet Dönemi’nin ilk gazinolarına iki güzel örnek teşkil edebilir. Geçmiş dönemlerde Küçük Çiftlik Gazinosu’nun bulunduğu alanda daha önceleri Dolmabahçe Sarayı’na ait saraya bağlı bir çiftlik varmış. Bugünlerde Beşiktaş Stadyumu’nun bulunduğu alanda ise saraya ait ahırlar bulunuyormuş.

Saray erkânı Belgrad Ormanları’nda ava çıkacağı zaman atlar buradan küçük çiftliğe getirilir, burada hazırlıklar yapıldıktan sonra ava çıkılırmış. 1930’lu yılların sonlarında küçük çiftliğin bulunduğu alan park ve gezi alanı olarak düzenlenince, önce buraya bir kır kahvesi açılmış, daha sonraları da bu kır kahvesi gazinoya dönüştürülmüş. Bu düzenlemeyi Mahmut Anlar yapmıştır.  Nasıl ki Fahrettin Aslan zaman içinde “Gazinocular Kralı” olarak anılmışsa, Mahmut Anlar Bey de “Gazinocuların Piri”dir.

Mahmut Anlar, Küçük Çiftlik Gazinosu’ndan önce bugün Atatürk Kültür Merkezi’nin otoparkı olan alanda yer almış olan “Camlı Köşk” gazinosunu hizmete açmıştı. O yıllarda Taksim Bahçesi’nde bulunan “Belvü” gazinosu ve Harbiye Radyo Evi’nin arka kısmında, bugünlerde İstanbul Hilton ‘un bulunduğu alandaki “Panorama” gazinosu gibi Camlı Köşk Gazinosu da Boğaziçi’nin muhteşem manzarasına hâkimdi ve kusursuz hizmet anlayışıyla işletilirdi.

Mahmut Bey Camlı Köşk istimlâk edilince, yerine Taksim Cumhuriyet Alanı’ndaki Kristal Gazinosu’nu hizmete açtı. Kristal Gazinosu da istimlâke uğrayınca, bu sefer Tepebaşı’ndaki “Kazablanka” gazinosunu konuklarının hizmetine koydu. Kazablanka, Mahmut Anlar’ın oğulları Yüksel ve Celal Anlar’ın dikkatli ve titiz yöntemiyle dönemin en klâs gazinolarıyla rekabet etmeye başladı. Hatta bu konuda oldukça da başarılı oldular. Hiç kuşkusuz ki bu başarının sebebi üç kuşaktan beri gazinoculuk yapıyor olmalarından kaynaklanmıştır.  

Aynı dönemde düzenlenen “Cumhuriyet” ve “Basın” balolarının ihtişamını anlatmaya dilin gücü yeter mi bilemem. Şu da yadsınamayacak bir gerçektir ki, “Güzel Sanatlar Akademisi Kıyafet Baloları”nın her biri birçok filme konu olabilir, bu filmler gişe rekorları kırabilirdi. Gece eğlence hayatında bütün bu güzellikler yaşanırken, sahnelerde de büyük değişimler yaşanıyordu. Değişim rüzgârlarını Zeki Müren’in başlattığı söylenirse, yanlış söylenmemiş olur. Zeki Müren sahnelerde kıyafet devrimini Mahmut Anlar’ın Küçük Çiftlik Parkı Gazinosu’nda yapmıştı. Hem de en görkemli şekliyle…  Önce gazinonun oturma kapasitesi iki misline çıkarıldı, sonra sahne genişletilerek çağdaş tarzda düzenlendi.  Zeki Müren’in inanılmaz güzellikteki sesi, saz heyeti ve muhteşem kostümleriyle sahnelerde yepyeni bir dönemi başlatmıştı böylece.

İlerleyen yıllarda Bülent Ersoy gazino sahnelerinde Zeki Müren’i zorlamaya başladı ama sahne ve sahne kıyafetleriyle devrim yapmış olan Zeki Müren kadınsı kıyafetleri tercih ederken, Bülent Ersoy daha ziyade takım elbisesiyle sahneye çıkar, ancak kravat takmaz, fuları tercih ederdi. Zeki Müren dönemin ünlü seslerinden Ahmet Üstün’ü sahnelerden silerken, bebek yüzlü Adnan Pekak da aynı akıbete uğrama talihsizliğini yaşadı. Oysaki Adnan Pekak’ın sahnesi en az Zeki Müren’inki kadar zengin ve ihtişamlıydı. Zeki Müren onu ancak sesiyle alt edebilirdi, öyle de oldu zaten. Aynı fırtına nedeniyle Adnan Şenses de layık olduğu yere Zeki Müren sahneyi bıraktıktan sonra ak saçlı dönemlerinde ulaşabildi.

Göz kamaştırıcı bu yeniliklerden yaklaşık on yıl sonra Nurhan Damcıoğlu da “bir bakıma kadınlar adına” daha büyük bir çağdaş atılımı sahnelerde sergiledi. O günlere dek kadını “neredeyse” sadece oryantal dans gösterilerinde ya da striptiz programları sayesinde tanımaya çalışanlar, Nurhan Damcıoğlu’nun çağdaş atılımıyla şık giyimli hanımların sahnede çok daha çekici ve etkileyici olduğunu keşfettiler. Damcıoğlu gerek dişiliği, gerek ses ve yüz mimikleri, gerekse inanılmaz cilveli, el, kol, bel, göz, yüz, kalça, göğüs hareketleri ve çok şık kıyafetleriyle bir hanımın striptiz yapan bir kadından çok daha çekici ve kışkırtıcı olduğunu kanıtladı.

Bu arada bir başka hususa değinmek isterim. 1950’li yıllarda gazinolara duhuliye bileti ile girilirdi. Ayrıca, gazinoların hizmet alanlarında “alakart” (seçmeli) yemek bölümü, “fiks” (sabit) yemek bölümü, sadece çay, kahve ve gazoz gibi sıcak ve soğuk meşrubatlar içilen bölüm ve bekarlara ait bölümler vardı. Sadece meşrubat içilen bölüme yoksul aileler gelir, orta halli aileler fiks bölümünü tercih ederler, maddi durumu iyi olan ailelere de seçmeli yemek bölümünde hizmet verilirdi.  Bu uygulama sayesinde toplumun hemen her kesiminden aileler gazinolara gidebiliyorlardı.

Geleneksel gazinolarımızdan kısacık kesitler bunlar…

Güzel bir temenniyle noktalamak istiyorum sohbetimizi.

Masanızdan muhabbet, gönlünüzden musiki eksik olmasın. Sofranız bereketli, sohbetiniz daim olsun efendim!

En içten saygılarımla…

Vefa Zat

20 09 2017 / Karagümrük – İstanbul