FAVORİ LİSTEME EKLE MÜDAVİM OL
0
Bölge: İstanbul Yazar: ersinozben

Bir ada kaçamağı: Ada Palas



Kulaktan kulağa yayılan, adı yüksek sesle telaffuz edilmeyen bir mekanı ortaya çıkarmak için kolları sıvadık, lodosa kulak asmadan Büyükada’nın yolunu tuttuk. Seferi iptal edilmekten son anda kurtulan vapur seyahatimiz Kadıköy’den biraz uzaklaşınca bir maceraya dönüştü. “Lütfen içeriye giriniz” anonslarıyla başlayan heyecan vapurun kendini bir gondol gibi hissedip metrelerce yükselip suya sert inişler yapmasıyla tavan yaptı. Bir muhabire, en çetin koşulların bile vız geldiği özdeyişlerini hatırlayıp korkumuzu dindirmeye çalışıyoruz. Mesleğinizle ilgili edilmiş büyük lafları siz de bir yerde tutun deriz; işe yarıyor doğrusu!

Büyükada, vapur seferlerinin iptal edilişinden, lodostan, az önceki çetin yolculuktan, öyle bihaber karşılıyor ki misafirlerini, daha demin neden o kadar gerildiğinizi de buraya ne için geldiğinizi de unutuveriyorsunuz. Birkaç saat önce içinden sıyrıldığınız koşuşturmanın, trafiğin, korna seslerinin esamesi okunmuyor. Sakin, olabildiğince sakin insanlar, vapur peşindekiler gibi bağırmayan, suspus oturan başka martılar ve araçtan azade caddeler. Ada havasının bu mayhoşluğundan sıyrılıp işimize dönmemiz dakikalar alıyor. Adres haritamıza göz gezdirip Ada Palas’ın yolunu tutuyoruz.



İskeleden iki yüz metre ileride, saklanıyor gibi yapan, üç katlı ahşap bir binaya kurulmuş Ada Palas. Eski bir Rum evi olan bina 19. yüzyıldan günümüze kalabilen nadir ahşap yapılardan. Mekanı zamana yenilmekten kurtaran Ada Palas işletmecileri mekanın bu yönünün ziyadesiyle farkında. Zemininden pencerelerine, tavanına, gıcırtılı merdivenlerine her şey aslına uygun şekilde, yoğun bir ince işçilikle restore edilmiş. Restorasyon bu kadar başarılı olunca mekanın salonuna, bahçesine ve otel olarak kullanılan bölümüne giydirilen teknolojik donanım yapının orijinalliğini bozmuyor.

Ada Palas, Adalıların uğrak mekanlarından. Ama mekan, Ada kaçamağı yapmak isteyen çiftlerden de rağbet görüyor. Bahçesindeki birkaç masa çiftlerin baş başa yemek yemeleri için dizayn edilmiş. Bahçenin tam ortasına kurulmuş, tüllerle çevrili masa ise çiftlerin kapmak için günler öncesinden telefona yüklendiği romantizm köşesi.



Günün her saati açık olan restaurant, akşam saatlerinde bambaşka bir havaya bürünüyor. Mekan çalışanlarının sessizce tamamladığı ayrıntılar aslında mekanın en büyük artılarından. Tattırıldıktan sonra servis edilen şaraplar, malzeme ve yapılışı tek tek anlatılan yemek ve mezeler, masanın çeşitli yerlerine iliştirilen mumlar… Yemeğin sonunda eski usül polaroid fotoğraf makinesiyle çekilen fotoğraflar da cabası!

Mevsimine göre her çeşit balığın yapıldığı mekanda, ada balıkçılarından temin edilen taze balıklar müşterilere eşitçe pay ediliyor, çoğu zaman da ikram ediliyor. Deniz ürünleri mezelerin ağırlıkta olduğu mutfak klasik tatlara da yer veriyor. Patlıcan ezme, fava ve deniz börülcesi mekanın favori mezelerinden.

Birbirinden lezzetli balık yemekleri ve mezelerine göre makul bir fiyat politikası izleyen mekan sonbahar ve kış aylarında fix menülü kampanyalara da yer veriyor. Mekan, kurulduğu tarihi binaya oldukça güvendiği için kampanyalarına, geceyi otelde geçirmeyi de dahil ediyor. Yazın, sınırlı kapasiteden dolayı yer kapmanın zor olduğu Ada Palas’ın şimdilerde kapıları ardına kadar açık. Kaçırmayın deriz!