FAVORİ LİSTEME EKLE MÜDAVİM OL
0

Bütçe : Hesaplı

Açık Alan Rezervasyon Meze Dolabı İnternet Kredi kartı Müzik Yayını Klima Manzara Vale Maç Yayını Otopark Canlı Müzik Tv

Humhane Küplü Şehir Meyhanesi

Ankara / Çankaya / Gaziosmanpaşa

Gaziosmanpaşa Mahallesi, Kız Kulesi Sk. No:22, 06810 Çankaya/Ankara
Telefon : 03124478768
Cep Telefonu : 0533 154 53 38
Fax : 0312 447 87 67
http://kuplusehirmeyhanesi.com/

Humhane Küplü Şehir Meyhanesi, geleneksel meyhane kültürünü geleceğe taşıma iddiasıyla bu yıl kapılarını açan Ankara’nın en genç ve yeni nesil meyhanesi... Dekorasyonunda kullandığı öğeler de isminden anlaşılacağı gibi 500 yıllık kültürün temel özelliklerini yansıtıyor. 1800’lü yıllardan günümüze gelen süreçte meyhane kültürünün bütün dönemlerine ait objeleri burada görebilirsiniz. Meyhanenin sahibi Tamer Özkan’ın mutfak geçmişi, meyhanenin menüsündeki lezzetlerin seçiminden hazırlanmasına kadar kendini hissettiriyor. Balıktan,sakatata kadar geniş bir menüsü var ve tabii ki bu lezzetler geleneksel meyhane kültürünü yansıtacak bir konseptle sunuluyor. Baharatlar Gaziantep tarafından, zeytinyağlı çeşitleri Balıkesir’den, günlük küçük taze balık çeşitleri Karadeniz’den geliyor. Ankara’daki en iyi kokoreçi yaptıkları konusunda da iddialılar.


Meyhane muhabirimiz siizn için yaxdı.

 

Ankara’da geçmiş zamanın izinde: Küplü Şehir Meyhanesi

Bazı insanlar sadece işlerini yapar, bazıları işlerini severek yapar, bazıları ise işlerine hayrandır. Bu son gruptakiler işleriyle adeta bütünleşmiştir. Bitmez tükenmez bir enerjileri, hevesleri vardır. Çoğu insan “aman, ne gerek var bu kadarına” gözüyle bakar, onlar aldırmazlar. Kendi muhitlerinden çıkıp ülkeye, oradan da dünyaya açılırlar. İşlerinin tarihsel kökenlerini bulur, muhtevasını kendilerinde taşırlar. Küplü Şehir Meyhanesi’nin sahibi ve işletmecisi Tamer Bey tam o tür insanlardan…

Küplü Meyhane, Filistin Sokağı’nı yukarıdan kesen Kız Kulesi Sokak’a kurulmuş. Sokağa sağdan giren küçük bir cep, mekanı trafik yoğunluğundan azade kılıyor. Mekana adımınızı atar atmaz ise bambaşka bir havanın sizi içine aldığını hissediyorsunuz. Bu öyle heybetli, coşkulu bir hava değil. Sakin, dingin, ağır başlı… Son rötuşlarının verilmeye devam edildiği gıcır gıcır bir mekan açısından oldukça ilginç bir özellik bu.

Küplü Meyhane’de “verilmeye çalışılan” değil, işlenmiş bir hava var. Öyle bir işleme ki bu yerdeki taşlardan tavana, mutfaktan duvardaki resimlere ve aksesuarlara her şey de belli ediyor kendini. Mekanın tamamında kullanılan ahşap özenle seçilmiş. Katalogdan seçmek değil ha, şöyle ki: “Meyhanenin rengi de kendi de ahşaptır. Bizden yüzyıllar öncesinde böyle başladı. İçeceklerin konulduğu fıçılardan tutun da bardağa kadar her şey ahşaptı. Bu kültürü yaşatmak istiyoruz. Yemeğinden, mezesinden, müziğinden görüntüsüne… Temel motivasyonumuz bu” diyor Tamer Bey.

Mekanın nasıl olacağını birlikte çalıştığı mimarlara en ince ayrıntılarıyla anlatmış Tamer Bey. İçine sinmeyince bir daha, bir daha çizdirmiş. Meşakkat dolu dört çizimden sonra istediğini bulmuş sonunda ve işe girişmiş. O çalışılmışlık mekanın her yerinde, ilk bakışta seziliyor.

Tamer Bey işinin hem alaylısı hem mekteplisi. Ankara’da görüştüğümüz diğer meyhaneciler “Tamer Bey mesleğin en ağır abilerindendir” diye bahsediyor. İstanbul’u, İzmir’i, Yunanistan’ı ve bilimum Avrupa’yı gezmiş, mesleğin en üstün ödüllerini almış zamanında. Le Cordon Bleu’da eğitim vermiş ve nihayet memlekette de genç yetenekleri yetiştirmek için kolları sıvamış. Bu konudaki enerjisi ve hevesi oldukça yüksek. Heyecanla anlatıyor: “Bu işi bilenlerin yapması lazım. Basit bir şey değil bu, bir kültür. Yeme, içme ve eğlenme kültürümüz bu. Bildiklerimizi bizden sonrakilere aktarmak da bu kültürün bir devamı. Hali hazırda yetiştirdiğim arkadaşlarım, öğrencilerim var. Ama birkaç projem daha var buna yönelik. Bu eğitimi, aktarımı daha çok yaymak için…”

Mekanın işletmecisi bu kadar başarılı ve idealist bir aşçı olunca mutfaktan çıkan lezzetler birbiriyle yarışıyor haliyle: Kokoreç, Ankara’nın en iyilerinden bir kere. İnce kıyımda da İzmir usulünde de başarılı bir kıvam yakalamışlar. Ciğerde de oldukça başarılı olan mekandan çiroz, lakerda, işkembe ve laz böreği yemeden çıkmamanızı tavsiye ederiz. Ve tabii peynirler! Her biri orijininden getirilen peynirleri peynircilerde bile bulmak oldukça zor, bizden söylemesi. Gecenin sonunda masaya gelen taze meyve ve tatlılar müesseseden.

Vitrinde tabiri caizse “meze kalabalığı” yapmak istemeyen mekan, mutfaktan çıkan sayılı mezeye odaklanmış. Mezelerinin her biri taze, lezzetli. Mevsimi olmayan balık ise asla satılmıyor. Mevsimi gelen balıkları getiren balık arabası mekana yanaştığında da kapısını bizzat Tamer Bey açıyor, balıkları kendi seçiyor.

Mekanın ince çalışılmış nadide görüntüsü sizi aldatmasın; fiyatlar oldukça uygun. Tamer Bey bunun da meyhane kültüründen geldiğini düşünüyor. En önemlisi “Benim parayla işim olmaz. Bizden sonrakilere kalmasını istediğim bir mekan kurdum. Yarın öbür gün gider, başka bir yerde aşçı olarak çalışır, hayatımı idame ettiririm. Ama burası ve bu kültür yaşamalı.” diyor.

Bir müdavim mekanı olan Küplü Meyhane’de yazın bahçede yer bulabilmek erken davranmaya bakar. Kadınların da yoğunlukla tercih ettiği mekanda iş yemeklerinin tertip edildiğini not edelim…